16 Ağustos 2018 Perşembe

Devrimci Yön

CIA'nın Suriye'deki Faaliyetleri raporu... Tam metin

CIA'nın Suriye'deki Faaliyetleri raporu...  Tam metin
03 Haziran
21:00 2018

CIA (Central Intelligence Agency)

ABD “Merkezi İstihbarat Teşkilâtı” II. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Soğuk Savaş’ın yeni yeni başladığı 1947 yılında kurulmuştu.

Teşkilâtın amacı SSCB ile ideolojik mücadelede çeşitli ülkelerin komünizmin ağına düşmesini engellemekti. ABD’nin SSCB karşısında verdiği mücadeleyi kazanması için ABD Kongresi ve Başkanı tarafından CIA’ye her türlü kaynak aktarılmış, teşkilât özerk bir yapıya kavuşturulmuş ve dünyanın her yerinde sadece istihbarat toplayan değil aynı zamanda örtülü faaliyetler ve operasyonlar yapan bir örgüte dönüştürülmüştür.

Soğuk Savaş döneminde CIA faaliyetlerini şekillendiren ana tema ideolojik temellere dayalı iken, Soğuk Savaş sonrası dönemde ise daha çok milliyetçi, dini ve kültürel motivlerden ilham almıştır. CIA kurulduğu tarihten buyana ABD’nin siyasi, askerî ve ekonomik çıkarlarını gerçekleştirmek için dünyanın çeşitli bölgelerinde ve ülkelerinde faaliyet gösteriyor ve çok geniş bir ağ (network) oluşturmuş durumda.

CIA bu faaliyetlerini SİHA’larla nokta operasyonları yapmaktan ülke yönetimlerini değiştirmeye yönelik darbe ve gösteriler organize etmeye, stratejik nitelikli kilit isimlere düzenlenen suikastlardan dinleme ve siber saldırılara kadar uzanan geniş bir yelpazede icra ediyor. Kendisine yerel unsurlardan eleman kazanırken, çeşitli istihbarat birimleri ile de işbirliği olanaklarını genişleterek maliyetleri azaltmaya çalışıyor. Sahip olduğu bütün imkân ve kabiliyetlere rağmen CIA’in dünyanın en iyi istihbarat örgütü olduğunu iddia etmek doğru değil.

CIA’in ilham aldığı İngiliz istihbaratı MI6 ve İsrail istihbaratı MOSSAD’ın CIA karşısında üstünlüğü belirgin. Alman istihbaratı BND ve Rus istihbaratı FSB’nin de CIA’yi zorladıkları görülmektedir.

Kısacası uluslararası jeopolitik rekabetin sahadaki en önemli aktörlerinden biri de şüphesiz istihbarat teşkilâtları. Büyük Ortadoğu (Genişletilmiş Ortadoğu) projesinin ve Arap Baharı sürecinin sonuçlarından biri olan Suriye iç savaşı da Suriye istihbarat teşkilâtlarının bölgede hem işbirliği hem de rekabet halinde oldukları durumlar ortaya çıkabiliyor. İngiliz, Fransız ve Alman istihbarat teşkilâtları da Suriye’de etkin ve CIA ile işbirliği yapıyorlar. Bu gayet tabii bir durum ve işin doğasından kaynaklanıyor.

Bu çalışmada, geniş kaynaklara ve imkân kabiliyetlere sahip ABD istihbarat örgütü CIA’in Suriye özelindeki faaliyetleri tarihsel süreç içerisinde analiz edilmiştir. CIA’in bu faaliyetlerinin bölgesel güvenliğe olan etkileri de ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.

CIA’İN SURİYE’DEKİ OPERASYONLARI

Suriye’de ve bölgede PKK/PYD/YPG terörist unsurlarını yanına işbirlikçi olarak alan ABD’nin Suriye’deki faaliyetlerine baktığımızda konunun sadece bugüne ya da Soğuk Savaş sonrası döneme özgü olmadığını görürüz. İngiltere’nin ve Fransa’nın II. Dünya Savaşından sonra bölgeden çekilmesi ile oluşan jeopolitik boşluğu öncelikle ABD daha sonra da ona rakip olacak SSCB doldurmuştur.

Bu iki küresel aktör arasında jeopolitik rekabetin yaşandığı bölgelerden biri olan Ortadoğu çeşitli savaşlara, iç savaşlara, darbelere, suikastlara, anlaşmalara ve savaş kaçkını mültecilere şahit olmuştur. CIA Ortadoğu’daki ilk faaliyetini 1949 yılında Suriye’de bir darbe organize ederek yapmıştı. Fakat başarılı olamamıştı. Dolayısıyla ABD’nin Suriye’nin iç işlerine karışma ve Suriye’de karışıklık çıkarma girişimleri Soğuk Savaş döneminin başlarına kadar gitmektedir. Washington yönetimi 1947 yılında CIA aracılığı ile Suriye hükümetinden topraklarında bir ABD şirketine petrol boru hattı inşa etmesi için izin vermesini istemişti. Bu boru hattı ile Suudi Arabistan petrolünün Ürdün-Suriye-Lübnan üzerinden Doğu Akdeniz’e taşınması planlanmıştı. Bu talep demokratik yollarla yani seçimle iş başına gelen Suriye başkanı Şükrü El-Kuvvetli tarafından reddedilmişti.

Bu talep yerine getirilmeyince o zamanki Şam yönetimi ABD tarafından Batı düşmanı ve komünist olmakla suçlanmıştı. Aslında Fransız sömürgeciliğinin 1946 yılında sona ermesi ile Suriye’de Amerikan modeline uygun laik bir demokrasi kurulmuştu. Demokratik seçimler yapılmış ve Suriye Türkiye modelini de kendine örnek almıştı. 1949-1955 yılları arasında Suriye’de CIA tarafından organize edilen darbe ve darbe girişimleri nedeniyle ülkede karışıklık ve istikrarsızlık oluşmuştu. Suriye halkı nihayetinde 1955 yılında Şükrü El-Kuvvetli’yi tekrar başkan seçti.

Yaşanan bu olaylar neticesinde Suriye’de ABD karşıtlığı artarken SSCB’ye karşı da bir sempati oluştu. Kısacası CIA Ortadoğu’da Suriye’de yaptığı bu faaliyetlerle (darbe ve darbe girişimleri) Suriye’yi SSCB’nin müttefiki yapmıştı. Suriye’de CIA’in bu yönde faaliyetleri devam ederken; İran’da demokratik yollarla seçilmiş ama petrolü millileştirmek isteyen başbakan Musaddık’a karşı CIA’in İngiliz istihbaratı ile birlikte organize ettiği darbe yani Ajax Operasyonu yapılmıştı. Suriye’de başarı kazanamayan darbe girişimi İran’da başarı kazanmış Musaddık gitmiş yerine ABD’nin müttefiki Şah Rıza Pehlevi gelmişti.

Dolayısıyla Ortadoğu’da CIA ilk darbe girişimini Suriye’de yapsa da başarılı olamamış, ama İran’da 1953 yılında gerçekleştirdiği Musaddık darbesini başarıya ulaştırmıştır. 1950’li yılların başında CIA organizasyonlu ve MI6 destekli bu darbeler anlaşılamadan bugün Suriye’de yaşanan ve muhtemelen İran’a yönelecek ABD faaliyetlerinin doğru bir şekilde analiz edilemeyeceği kanaatindeyiz. 1955 yılında Şükrü El-Kuvvetli’nin tekrar Suriye’de devlet başkanı olması ve Şam yönetiminin SSCB’ye yaklaşması ABD’yi rahatsız etti. ABD 1953 yılında Tahran’da Musaddık darbesini organize eden iki ajanı Kim Roosevelt ve Rocky Stone’nu Şam yönetimine darbe yapmak maksadıyla Suriye’ye gönderdi. Bu ajanlar Suriyeli Müslüman Kardeşler militanlarına ve Suriyeli subaylara 3 milyon dolar rüşvet dağıttı.

1946 yılında bağımsızlığını kazanan Suriye 900 km.’lik Türkiye sınırına ABD’nin yönlendirmesi ile mayın döşedi. Aslında iki ülke arasında bir sorun olmadığı gibi Suriye devlet başkanı Şükrü El-Kuvvetli Türk kökenli bir Suriyeliydi. Hatta II. Dünya Savaşı -7- esnasında Şükrü El-Kuvvetli Türkiye’de siyasi mülteci olarak da kalmıştı. Şükrü El-Kuvvetli’nin hayatı incelendiğinde Suriye’de Fransız sömürgeciliğinin kalkması ve İngilizlerin bölgede İsrail ile yaptığı işbirliğine karşı durulması yönünde mücadelesinin olduğu görülecektir.

Suriye’de Şükrü El-Kuvvetli’yi bağımsızlığın ardından iktidara taşıyan da bu duruşu olmuştur. İktidara geçtikten sonra ABD’nin bölgedeki uydusu ve dolaylı bir sömürgesi olmak istemeyen Türk kökenli Şükrü El-Kuvvetli de CIA’in hedefi haline gelmiştir. 1957 yılında CIA ve MI6; Suriye İstihbarat Başkanı, Genelkurmay İstihbarat Başkanı ve Komünist Partisi Başkanını suikast ile öldürdü. Amaç sadece rejimi devirmek değil aynı zamanda CIA kontrolünde bulunan Irak ve Ürdün’ün Suriye’yi işgal etmesini sağlamaktı. Suriye içerisindeki muhalifler Özgür Suriye Komitesi adı altında teşkilâtlandırıldılar ve silahlandırıldılar. Subaylara ve Müslüman Kardeşlere verilen rüşvet ve muhaliflerin teşkilâtlandırılması işe yaramadı. Beklenen olmadı ve Suriye ordusu dağılmadı. ABD elçiliği işgâl edildi. Suriye’de kargaşa yarattığı belirlenen politikacı ve subaylar idam edildi. ABD’nin tepkisi ise Akdeniz’e 6. Filoyu yollamak ve Suriye’yi Türkiye ile işgâl etmek tehdidi oldu. Türkiye sınıra 50 bin asker yığdı. Fakat yaşanan bu olaylar Arap-İsrail anlaşmazlığının da etkisiyle Arap ülkeleri arasında ABD karşıtlığını arttırdı. Yaşanan bu olayların sonucu olarak Suriye ABD’nin eliyle SSCB ve onun bölgedeki müttefiki Mısır’ın yanına itilmiş oldu.

CIA’in İran, Irak, Suriye ve Mısır’da gerçekleştirmiş olduğu bu tür darbe faaliyetleri bölgede ABD karşıtlığını arttırırken SSCB’nin etkinliği de artmış oluyordu. CIA’in o dönemki başkanı Allen Dulles yapılan bu operasyonlar ve darbe girişimleri nedeni ile Kongre’de ifade verdi. Kongre konuya ilişkin BruceLovett raporunu hazırladı. Bu rapor araştırmacılar için önemli bir kaynak oldu ve bilgilerimizin önemli bir kısmını da bu rapor sayesinde derleyebildik. Suriye’de 1957 yılında yaşanan ikinci darbe girişiminden sonra Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş bölgede ABD karşıtlığı arttı ve gösteriler yapıldı. Bu durumu değerlendiren SSCB bölgedeki etkinliğini arttırdı.

Özellikle Mısır ve Suriye ile olan ilişkilerini geliştirdi. Bu ABD karşıtlığı akım esnasında 14 Temmuz 1958 tarihinde Bağdat’ta Türkiye dostu Nuri El-Said anti Amerikancı subaylar tarafından devrildi. ABD bu olaydan sonra müttefiki İran’a Irak’a karşı kullanması için silah satışını hızlandırdı. ABD ve bölge ülkelerinin desteği ile Suriye’de 1961 yılında bir darbe daha oldu. 1961 yılında Suriye Birleşik Arap Cumhuriyetinden ayrıldı. Suriye’de iki yıl sonra Baasçılar darbe ile iktidarı ele geçirdiler. Bölgede laik-milliyetçi çizgide SSCB yanlısı iktidarların olduğu ülkeler ile ABD yanlısı dini önceleyen iktidarların olduğu bir kutuplaşma ortaya çıktı. Bu kutuplaşma Soğuk Savaş boyunca Ortadoğu’nun jeopolitik durumunu şekillendirdi. Yaşanan iktidar değişiklikleri ve darbelerle ittifaklar yeniden şekillense de sahnelenen oyun aynı tema üzerine inşa edildi. ABD’nin İran’ı Irak’a karşı silahlandırması nihayetinde İran-Kontra skandalına kadar devam etti. Suriye’de 1976-1982 yılları arasında Müslüman Kardeşler ABD tarafından desteklendi. Bütün bunlar CIA faaliyetleri idi. Suriye’de Müslüman Kardeşler ile Baasçılar arasında iç savaşa varan olaylar yaşandı. Müslüman Kardeşler 2 Şubat 1982’de Hama’da büyük bir ayaklanma başlattı ve Şam yönetimini devirme noktasına geldi. Hafız Esad 10 gün süren ve Hama katliamı olarak tarihe geçen askerî harekâtla bu gösterileri çok sert bir şekilde bastırdı. 1946 yılında bağımsızlığını kazanan Suriye’nin Soğuk Savaş döneminde yaşadığı olayları göz önüne alırsak, 2011 yılında başlayan ve hâlen devam eden olayların bir tesadüf olmadığını görebiliriz. Tarih tekerrürden ibarettir sözünü doğrularcasına benzer bir oyunun yine aynı aktörlerin yer aldığı aynı sahnede fakat farklı bir zamanda oynandığını görmekteyiz. Bu nedenle bugünün iyi okunması ve geleceğin öngörülebilmesi için tarihsel olayların objektif ve rasyonel bir analizi kaçınılmazdır.

CIA’İN SURİYE FAALİYETLERİNİ ŞEKİLLENDİREN JEOPOLİTİK GEREKÇELER

Suriye bağımsızlığını kazandıktan sonra ABD’nin Suriye’de giriştiği ve yukarıda izah ettiğimiz darbe ve darbe girişimi faaliyetleri Suriye’yi ABD’den (Batı Bloğundan) uzaklaştırmış ve onu SSCB’ye yani Doğu bloğuna yaklaştırmıştır. 1955-1974 yılları arasında SSCB’ye yakın politikalar takip eden Cemal Abdülnasır yönetimindeki Mısır ile Suriye arasında 1958 yılında Birleşik Arap Cumhuriyeti kurulmuştur. Birleşik Arap Cumhuriyetine doğal olarak Mısır ve onun lideri Cemal Abdülnasır önderlik etmiştir.

KAFKASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KAFKASSAM.COM'UN ABD “MERKEZİ İSTİHBARAT TEŞKİLÂTI”NIN SURİYE’DEKİ FALİYETLERİ VE BU FAALİYETLERİN BÖLGESEL GÜVENLİĞE ETKİLERİ RAPORU'NA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz