21 Ekim 2018 Pazar

Devrimci Yön

Devrimci Şair Olur Mu? Ya Anlamsız Şiir?

Devrimci Şair Olur Mu? Ya Anlamsız Şiir?
16 Mart
00:00 2018

 

Mikro milliyetçilikler, cemaat ilgileri ve küresel zalimliklerle
hafiflikler çağındaki varlığı, geçmişindeki bağışlanamaz günahlara
bağlanan “Türk”ün,
bu imgesinden çok farklı olduğunu
duygu kapısı açık olanlara sezdirmeye çalışıyorum.

(Ferruh Tunç)

DEVRİMCİ ŞAİR

“Devrimci şair… Devrimci şiir...” Hala kullanılıyor bu terim zaman zaman; ekmeğini yiyen bir kaç iri şairimiz de var o kent senin bu toplantı benim gezerek. Ama nicedir unuttuk. Nedir sahi "devrimci" şiir? 

Nazım Hikmet, sevdalınız kömünisttir dediği için devrimci değildir yalnızca. “Devrimci şair” bence, şiirde devrim yapan şairdir. “Sol tandanslı” ya da devrimciyim ben cakasında “devrimci şair” olunmaz. Kuşaktaşı şairlerin arasında kendi rengini belli eden yalnızca “özgün” bir şiir oluşturması değil (olsa olsa özgünlüktür bu), en az iki kuşak sonrasını etkileyecek denli ve en az iki kuşak öncesinden kopuşu kabul ettiren bir başka şiir yaratabilen şaire derim ben “Devrimci şair”.

Nazım Hikmet örneğin; kendisi sosyalisttir ama şiirde Türkçe'nin kullanımında, duyarlılıkta, konuda devrim yapmıştı. Charles Baudelaire kendisinden önce yazılan şiiri toptan reddedip şiirde ölçüyü yerle bir etmiş, serbest şiirde tüm çağlara yayılacak bir devrim yaratmıştı.  

Ama şairlerin dünya görüşünü de önemserim; yazdığı/yazacağı şiiri, boyunu posunu belirler bu. Materyalist ve metafizik dünya görüşüne sahip şairler arasında dağlar kadar ayırım vardır. Yani tanrıya inanan şairler ve inanmayanlar arasında epey bir mesafe… Sıradan vatandaşların inanıp inanmamasından çok daha derin boyutlu bir ayrılıktır bu.

Türkiye’de birçok kavramda olduğu gibi 60’lar ve 70’lerde oldukça yanlış kullanıldı bu kavram. Şair “devrimci” politik görüşlere sahip olmaz mı? Hatta gizli bir örgüt üyesi de olabilir. Ama bunlar olsa olsa bir yaşam deneyimidir şair için. Şair çok daha evrensel ve dünyanın tüm politik devrimcilerinden çok daha devrimci bir bakış açısıyla bakar dünyaya, insanlara, olaylara. Politik olarak iş yapacak çok devrimci insan bulursun ama iyi bir şairi bulmak kolay değildir!  

 

ANLAMSIZ ŞİİR

Bu kavramı ilk kez, edebiyatımızın efendisi –öte dünyanın da efendisi olmuştur, eminim– değerli eleştirmen Tuncer Uçarol’dan duydum; “anlamlı/anlamsız şiir” ayırımı yapardı rahmetli. Onunla da tartışmıştık. Ben şairlerin yazdığı her sözcüğün anlamlı olduğunu düşünenlerdenim. İnsana ilişkin bir im, insana ilişkin bir duygu yaratısıdır şiir. Anlamlı anlamsızlığı değil, ne denli etkileyici (olayı ve hazzı da içerir bu), özgün ve biriciktir; budur benim için önemli olan şiirde.

“Anlamlı/anlamsız” diye bakış oldukça politik bir yaklaşım; ama dünya görüşü, şairlerde olmazsa olmaz bir durum olsa gerekir.

Dizelerinin en azından anlatılacak bir şiir öyküsü veya sezilmesi gereken duygu titreşimi taşıması gerekir.

Bu ölçüt “devrimci” şairler için değil, “Anlamlı şiir” yazan şairler için değil, her şairim diyen fani için şart bir gerekliliktir. Bir öyküsü/derdi olmayan, bir duygu kırıntısı taşımayan şiir düşünebiliyor musunuz? (Şiirde öyküleme ayrıca en sevdiğim şeydir.)


FABRİKALARDA MEYDANLARDA OKUNAN ŞİİR

Pablo Neruda fabrikalarda da şiir okurdu. 70’li yılların şairlerinin en büyük özlemidir bir fabrikada emekçi kardeşlerine şiir okumak. Okurlardı da eğer şiir dinleyecek emekçi kardeş bulurlarsa. Unutulmamalı ki dünyanın her yerinde, nutuk çekmek pek de şiirsel değildir!

Pablo Neruda’yı da Louis Aragon’u da, Nazım Hikmet’i de büyük kılan, bu yüksek sesle kalabalıklara okunma oranı/desibeli değil, içinde bulunduğu, dilini kullandığı kültürün (Fransız-İspanyol/Şilili-Türk) büyüklüğünü kabul edip bunu, bütün dünyaya adeta haykırarak, müthiş bir şiirle duyurmayı başardıkları içindir. Elbette ki "sınıf" şairiydiler. Yoksulların işçilerin yanındaydılar; onların kurtuluşlarının dünyanın kurtuluşu olduğuna inanıyorlardı. Ama bu inançları da şiire içkindir. Türk kültürünü, İspanyol kültürünü çekin arkalarından epey bir boşlik kalır.

 

SONUÇ

Büyük şairler bu tartışmaların üzerindedirler. Bu tartışmalara girdiğimiz anda şiir şair küçülür, dar bir alana sıkışır.

Şair Ferruh Tunç’un deyişiyle, “Şiirin bireye de topluma da verdiği, şiiri şiir yapan şey olmalı ya da şiirden başka şeylerin verebileceği şeyler olmamalıdır.”

Şair "dünya dilinin dışından" konuşur. "Söylediği şey her durumda reklamcının, propagandacının, vaizin söyle(ye)mediği şeydir." 

Büyük şair iyi şairden çıkar. Büyük şiir de iyi şiirden. Bütün büyük iyi şiirler çağıyla ilgilenmiş, hep ezilenden yana olmuştur. Burjuvaziden, despottan yana olan büyük şair hatırlayan var mı?

Eğer şiirimizde bir sorun aranacaksa anlamlı anlamsız, devrimci vs. kalıplarda değil  halkıyla çevresiyle yöresiyle insanlığın temel sorunlarıyla ilgisi kaç desibeldir, ona bakılmalı önce.

KONUYLA İLGİLİ ÖNEMLİ DEĞİNİLERİ TAŞIYAN BU İKİ YAZIYI İLGİLENENLERİN OKUMASINI DİLERİZ:


Şair Ferruh Tunç: "Gurur verici bir şiir geleneğimiz var!"
Ferruh Tunç kitabını anlattı: Tunç Ayna'dan Bakmak


Ahmet Yıldız

SOLİTİRAZ.COM

 

Facebook'ta Sol İtiraz