21 Ekim 2018 Pazar

Devrimci Yön

Emperyalizmin Libya'ya saldırısının ana nedeni?

Emperyalizmin Libya'ya saldırısının ana nedeni?
02 Nisan
00:00 2018

 

 

Global Research'da Abayomi Azikiwe'in analizini sol okurlar için yayınlıyoruz:

 

 

Fransız eski Başbakanı Kaddafi'den aldığı borç nedeniyle sorgulanmak üzere tutuklandı.

 

Bundan 7 yıl önce tam da 19 Mart 2011'de Pentagon ve NATO, Kuzey Afrika ve Libya'ya yönelik yoğun bombardımana başladı. Savaş jetleri, 7 ay boyunca Afrika'nın en müreffeh ülkelerinden biri olan Libya üzerinde binlerce sorti yaptı.

 

Yaklaşık 10 bin bomba, ülke içerisine bırakıldı ve bunun sonucunda 50 bin ila 100 bin insan hayatını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı ve bir kaç milyon insan da yerinden oldu.

 

20 Ekim'de uzun süredir Libya'nın liderliğini yapmakta olan Albay Muammer Kaddafi'nin aracı vurulduğunda kendi doğum yeri olan Sirte'den bir konvoy eşliğinde ayrılmak üzereydi.

 

Fransa, bir ulus devlet olarak Libya'nın tahrip edilmesinde araçsal bir rol oynadı, ardından Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Kaddafi'nin idam edilmesini ve “cemahiriye-cumhuriyetler” politik sisteminin yıkılmasını öven konuşmalar yaptı.

 

Bütün Emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçileri, uluslararası topluma, Libya'da bir karşı devrimin demokratik bir yönetime ve müreffeh bir yönetime dönüşeceği sözünü verdi. Sarkozy, Libya'nın yıkıma uğratılmasını ve Kaddafi suikastını istedi, çünkü seçim kampanyasını finanse etmek üzere Kaddafi'den 2007'de milyonlarca dolar borç almıştı… Söylentiler ve daha sonra ortaya çıkan belgeler, bu iddiaları doğrular nitelikteydi.

 

20 Mart'ta ise dünyanın dört bir tarafındaki insanlar bir sabah, Sarkozy'nin Libya ve Kaddafi ile ilgili finansal birtakım yolsuzluklara karıştığı için tutuklandığı haberiyle uyandılar. Ele alınan dönem boyunca Libya Afrika Birliği (AU) içinde liderlik yapan bir ülkeydi.  Afrika Birliği'nin temelini ise 1963 yılında kurulan ve daha sonra yeniden canlandırılan Afrika İçin Birlik (OAU) adlı kuruluş oluşturuyordu. 1999 yılındaki Sirte Deklarasyonu, 2002 yılında Afrika Birliği'nin kurulmasına götüren süreci başlattı.

 

Bu durum, kapsamlı ekonomik entegrasyon ve bölgesel güvenlik gibi daha anlamlı bazı araçları kapsayan kurumların gelişimi üzerine kafa yorma sürecini yöneten kıtanın temsilcisi yapının ilgisini çekti.

 

Sarkozy'ye dönen spotlar, 2011 yılı boyunca süren Libya'ya karşı soykırım savaşının ve bu savaşın neden olduğu azgelişmişlik, istikrarsızlık ve ülkenin yıkıma uğratılması ile bu durumun bütün bir kıtada yol açtığı felaketlerin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ulusal uzlaşma Hükümet kurmak için ortaya koyduğu çabalara rağmen maalesef ülkenin birliği bir türlü sağlanamadı. Ulusal Uzlaşma Hükümeti, Libya krizi ile ilgili olarak sorumluluk taşımaktadır. Çünkü 1970 ve 1973 yılında varılan anlaşmalar, 2011 yılındaki emperyalist savaş ve sonrasında yaşanan vahşetle ilgili hem bombardıman hem de kara harekâtı noktasında sahte hukuki bir meşruiyet örtüsü sağlamıştır.

 

France 24 internet sitesinde yayınlanan bir makalede şunlar ifade edilmekteydi:

 

“Fransız yolsuzluk ve mali usulsüzlük masası ajanları, Sarkozy'yi 20 Mart'tan beri gözaltında bulunduğu Paris'in Nanterre semtinde sorgulamakta…  Yetkililer onu bu dosyayla ilgili olarak ilk kez sorguluyor. 63 yaşındaki yaşlı muhafazakâr eski devlet başkanı, 48 saattir sorguda. Sorgunun ardından herhangi bir hüküm almaksızın normal seyrinde devam etmesine karar verilerek serbest bırakılabilir, ya da daha ileriki günlerde yeniden gelmesi istenebilir.”

 

Emperyalist kamp ve Afrika'da yeni sömürgeci yönetim

 

Sarkozy ister normal bir soruşturmaya konu olsun ister hakkında dava açılsın ya da işlediği mali suçlar nedeniyle tutuklansın Libya'ya karşı başlatılan savaşla ilgili daha geniş meseleler gündemde kalmaya devam edecek. Meşru bir Afrika hükümetinin yerinden edilerek devrilmesi ve liderinin planlı bir suikastla ortadan kaldırılması insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bunun asıl sebebi, emperyalizmin yeni sömürgeci hâkimiyetini sürdürme noktasındaki hırslarıdır.

 

Pentagon-NATO liderliğindeki savaştan önce var olan Cemahiriyye sistemi, sadece Libya halkının değil aynı zamanda Afrika Birliği ülkelerinin de beklentilerini karşılamaktaydı. Libya siyasi olarak istikrarlı, IMF ya da Dünya Bankası gibi küresel finansal kurumlara borcu olmadığı gibi diğer Afrika ülkelerine de mali, sosyal, teknoloji ve dini alanlarda da katkılarda bulunan bir ülkeydi.

 

2009 yılında Afrika Birliği'nde Kurul Başkanı görevini yürütürken Kaddafi, Birleşmiş Milletler'in Genel Kurulu toplantısına katılarak kıtanın mali zorunlulukları ve uluslararası ilişkileriyle ilgili kendi vizyonunu ortaya koyan bir yaklaşım sergilemişti. Bu süre boyunca ABD'nin ana akım medyasının da işbirliğiyle Kaddafi, hakaret ve iftiralara maruz kalmıştı.

 

Cemahiriyye sistemiyle yönetilen Libya'nın ABD ve diğer emperyalist ülkelerle olan ilişkileriyle ilgili konulardaki duruşunu yeni koşullara uyarlamasına rağmen Batı, Libya'nın petrol zenginliklerine ve yabancı bankalardaki yaklaşık 160 milyar dolarlık rezervlerine el koymak için hükümeti devirmek istedi. Batılılar tarafından finanse edilen ve Kaddafi yönetimini devirmeye son derece iştiyaklı isyancılara karşı bir soykırımın yaklaşmakta olduğu yönündeki iddialar ve bahaneler, bir rejim değişikliği savaşını meşrulaştırmak için kullanıldı. 

 

İsyancıların Libya hükümetini kendi başlarına devirmeleri mümkün değildi. Bu yüzden yeni sömürgeci bir zafer sunmak için Washington, Londra, Paris ve Brüksel'deki efendilerini çağırdılar. Bununla birlikte bu şema, savaş sonrası dönemde itaatkâr ve uyumlu bir rejim inşasında başarısız oldu.

 

Bu krizler, Sarkozy'nin karşı karşıya kaldığı hukuki konuların ötesine geçer. Dahası, sömürme ve kâr elde etme amaçları için yeni fetih gelirleri elde etmeyi arzulayan günümüzün modern emperyalizmine ilişkin bir sorundur. 

 

Fransa, önde gelen kapitalist bir ülke olup hala kesintisiz ekonomik durgunluk yaşayan bir ülkedir. İşsizlik, yüksek oranlarını sürdürürken Afrika, Ortadoğu ve Asya'dan gelen göçmenlerin yeni filizlenen toplulukları, ırkçı nefreti harekete geçirmektedir. Eşitlikçiliğin unsurları ve burjuva demokrasisi, seçici olarak uygulanmalıdır ki böylece beyaz yönetici sınıf, büyümekte olan ve haklarına sahip çıkmaya çalışan esmer azınlığa karşı iktidarını sürdürebilsin.

 

Fransa, Afrika ve dünyanın başka yerlerine yönelik ilgisini sürdürmekte. Paris, petrolün kontrolü, stratejik mineraller ve temel ticaret rotaları noktasında emperyalist bir matriks içerisinde Londra ve Washignton'la acımasız bir yarışa girmiş durumda.

 

Afrika Birliği'nin anlamı

 

Bu yüzden Libya'ya karşı emperyalist savaşın 7. yıldönümünde Afrika Birliği üyesi ülkelerin birliğe olan ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilmektedir. Afrika ekonomik büyümesi, entegrasyon ve gelişmesi, kaynakların korunması ve halkın egemenliği gibi konularla ilgili bağımsız güvenlik yapılarının kaçınılmaz ihtiyaçlarından ayrı değerlendirilemez.

 

Libya'ya karşı savaş, 2008 yılında ABD Başkanı George Bush tarafından kurulmuş olan ABD-Afrika Kumandanlığı (AFRİCOM) adlı kurumun ilk gelişmiş savaş deneyimiydi. AFRİCOM, Bush'un halefi Barack Obama'nın başkanlığı sırasında geliştirildi ve güçlendirildi.

 

1973 yılında BM Güvenlik Konseyi kararı lehine oy kullanan üç Afrika ülkesi, Gabon, Nijerya ve Güney Afrika'nın bu eylemi, bağımsızlık sonrası süreçte yapılmış hatalı eylemlerdi. Libya topraklarına Batılı ülkelerin bombaları düşmeye başladığında Afrika Birliği'nin ateşkes ilan etmek istemesi için çok geçti. Bu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır ki emperyalizme hiçbir zaman güvenilemez ve Afrika'daki barış ve güvenlik, ancak emperyalizmin yıkıma uğratılmasıyla mümkün olur.

 

Gerek diasporada gerekse kıtada yaşamakta olan birçok Afrikalı, kendi soyundan gelmiş olan Obama sayesinde ABD'nin Afrika'ya ve ABD içerisindeki siyahlara karşı daha olumlu bir politika izleyebileceği beklentisi içerisine girdi. 

 

Bu çok büyük bir yanlış hesaptı çünkü Afrikalıların sosyal ve ekonomik koşulları, emperyalist dünya adına görev yapmakta olan Obama'nın başkanlığı döneminde daha da kötüye gitti. 

 

Sonuç olarak bu durum yerel ve dış politikayı şekillendiren bireysel bir durum değil. Emperyalizm yeni sömürgecilik ve kölelikten doğan sömürgeci bir sistemdir. Emperyalizmin en üst aşaması olan yeni sömürgeciliktir bu. Nitekim Dr. Kwame Nkrumah, 1965 yılı gibi erken bir dönemde Gana Cumhuriyetindeki başkanlık görevinin, Afrika Devrimi'nin bir bütün olarak önündeki en büyük engel olan Amerikan yönetiminin himayesinde sona ereceğine ilişkin bir kehaneti belgelemiştir.

 

Bununla birlikte Afrika halkı,  cesaret ve sebatla ileri atılmak için bu tarihi olaylardan çok şey öğrenmelidir. Kendine güvenmek ve bağımsız bir ulusal ve küresel politika, modern dönemlerde kıtanın ve kıta halkının karşı karşıya kaldığı krizler karşısındaki tek çözümdür.

 

 

www.medyasafak.net'te Hüseyin Şahin'in çevirdiği yazının tümünü okumak için...

 

SOLİTİRAZ.COM

 

Facebook'ta Sol İtiraz