23 Eylül 2018 Pazar

Devrimci Yön

İngiltere’nin Gazprom kararının perde arkası!

İngiltere’nin Gazprom kararının perde arkası!
22 Haziran
00:00 2018
Rusya demek biraz da Gazprom demektir. Neden mi? Çünkü Rusya’nın en büyük şirketi ve dünyanın en fazla doğalgaz çıkaran kuruluşudur da ondan.

Ülke ekonomisi büyük ölçüde enerji ihracatına dayanır. 1991’de Sovyet blokunun çöküşüyle birlikte Rusya sermaye piyasasının oluşturulması için ilk adımlardan biri de ilk devlet girişimli Gazovaya Promışlennost şirketinin kurulmasıydı. İlk kurulduğunda merkezi St. Petersburg olan şirketi, günümüzde Moskova’da bulunuyor.

1.9 milyar dolar yatırımla kurulan şirket isminin açılımı Gazovaya Promışlennost kelimelerinin birleşiminden türetilmişti ve Rusça’da gaz endüstrisi anlamına geliyordu. Gazprom, merkezi hükümetin desteğiyle kısa sürede kendine ait tüm işletmeleri elinde tutmayı başararak, Rusya’nın doğal gaz sektöründe tekeline dönüştü. Dahası otokrat Rus lideri Putin döneminde enerji, Rusya’nın siyasi olarak güçlenmesinin de temel aracı oldu. Ama buna rağmen dünyanın en büyük global doğalgaz tedarikçisi dev Rus Gaz Şirketi Gazprom ’un karşılaştığı ciddi finansal sorunların yanı sıra enerji hukuku ihlalleri de da ciddi krizlere yol açabiliyor.

Devlete ait Rosneftegaz şirketinin de Gazprom’un hisselerinin bir kısmını satın almasından sonra Gazprom küresel bir şirket olmayı hedeflediğinde diğer enerji kartellerinin saldırısı başladı. Enerji piyasasında Gazprom’un dünyanın en büyük şirketlerinden biri olabileceği öngörülememişti ve şirket 2006’da dünyanın ilk on büyük enerji şirketinden biri olmayı başarmıştı.


Şirketin Rusya dışında da ortakları mevcut. Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Denetleme Kurulu Başkanlığı’na getirildiği Rus-Alman enerji konsorsiyumu Kuzey Avrupa Doğal Gaz Hattı’nın (NEGP), Rusya ile Almanya arasında doğrudan bağlantıyı kuracak önemli bir hat olarak düşünülmüştü. Yüzde 51’i Rus Gazprom’a, yüzde 49’u Alman enerji tekelleri BASF AG ve E.ON’a ait olan NEGP’in hayata geçirilmesinde, Schröder ile Putin arasındaki özel ilişkinin büyük payı büyüktü. Yine Gazprom’a ait Alman ZMB şirketi, Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Ali Şen’in üstlendiği Bosphorus Gaz Corporation’a yüzde 40 ortaklık payıyla Türk doğalgaz piyasasına girmişti.

Rus Gazprom’un Kapitalist ve serbest piyasa ekonomi sistemiyle ilk yüzleşmesi, şirket evlilikleri ve satın almalardaki patlamayla birlikte finans, enerji ve diğer hizmet sektörlerine sıçramasıyla gerçekleşti. Bu süreçte 2006’da İngiltere’nin en büyük enerji şirketi Centrica’nın Rus Gazprom’a satılması gündeme gelmişti. Ancak satış İngiliz hükümetinin engellemesiyle karşılaştı. Rusların hayal kırıklığı yaşadığını söylemeye bilmem gerek var mı? Putin, Rus enerji tekeli Gazprom’un İngiliz enerji dağıtım şirketi Centrica’yı satın alma teklifinin özel yasal düzenlemelerle engellenmesi üzerine; “Batılı ülkeler Rusya’da yatırım yaptıklarında bunun adı küreselleşme oluyor, biz Batı’da yapmak istediğimizde bunun adı yayılmacılık oluyor. Bu nasıl reaksiyondur, bu nasıl küreselleşmedir, bu nasıl serbest piyasadır, bu nedir? ” diye tepkisini dile getirmekten kaçınmamıştı.(1)


Avrupa Birliği ülkeleri enerji arz güvenliği açmazı ve zafiyeti yaşamamak için enerji jeopolitiğini önemsiyor. Enerji temininde sorun yaşamak istemedikleri ortada. Gazprom’un hisseleri yalnızca Londra borsasında ve ABD’de değil, Berlin ve Paris borsalarında da işlemde. Gazprom ve Sberbank başta olmak üzere toplam 68 Rus şirketi Londra Borsası’nda işlem görürken, Rusya’nın en büyük özel petrol şirketi Lukoil ve sosyal medya operatörü Mail.ru’nun da aralarında olduğu 29 Rus şirketi de New York Borsası’nda işlem görüyor. Diğer tarafta Deutche Bank ve Citigroup gibi büyük Avrupa ve ABD’li bankalar da Rusya ile olan ilişkilerini mercek altına alıyor. Citigroup, Rusya ile olan işlemlerini kontrol edecek özel bir çalışma grubu kurarken, JPMorgan, Deutche Bank ve Bank of America, Rusya operasyonlarında daha dikkatli davranmaya başladı.(2) Rus işadamlarının İngiltere’de ciddi yatırımları olduğu gibi İngiliz sermayesi de Rusya’da en az 500 yıldır aktif.

Hatta Londra yönetiminin Rus kirli parasının aklanmasında rol üstlendiği ve yasadışı para transferlerine göz yumduğu eleştirilerini bizzat İngiliz parlamenterler gündeme taşımıştı. 21 Mayıs 2018’de Avam Kamarası Dış İlişkiler Komitesi, Londra’da piyasaların Kremlin’in kara para aklamasının yolunu açtığını öne sürmüş, eski Rus casus Sergey Skripal ve kızının zehirlenmesi sonrası Moskova’ya diplomatik yaptırımlar uygulayan İngiltere hükümetinin, Rusya’yla “eskisi gibi iş yapmaya” ise devam ettiğini belirtmişti. Komitenin raporunda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve müttefiklerinin “yolsuzluklarını gizlemek için Londra piyasalarını kullandığı” vurgulanmıştı. Komitenin “Moskova’nın Altını: Rusya’nın İngiltere’deki Yolsuzlukları” adlı raporunda Rus devlet şirketi Gazprom’un, Skripal ve kızının zehirlenmesinden “günler sonra” bile Londra’da senet alıp satabildiği ifade edilmişti.

Raporda, “Hükümet 23 Rus diplomatı sınır dışı edeceğini duyurduktan iki gün sonra Rusya, İngiltere’deki euro tahvil ihracından 4 milyar dolar topladı. Bunların yarısını İngiltere’deki yatırımcılar satın almıştı” ifadelerine yer verilmişti. Londra’daki Rus Büyükelçiliği de, Gazprom’un senet satışından sonra “Gazprom hisse senetlerinin 3 kat daha büyük bir taleple başarıyla satıldığını” açıklamış, “Aynı tas aynı hamam” sözleriyle hükümeti tiye almıştı. Putin ve hükümetine yakın olan bazı bireylerin, yaptırımlara rağmen finansın merkezi City of London üzerinden işlemlerini sürdürdüğü anlaşılmıştı.(3)


Eski çifte ajan Skripal’in zehirlenmesi skandalı, Londra ile Moskova arasında diplomatik bir krizi tetiklediğinde İngiltere ve Rusya’nın yeniden çatıştığı düşünülmüştü. Aslında dışarıdan bakıldığında fındıkkabuğunu dolduracak bir konu değildi. Ancak İngilizler pire için yorgan yakmayı göze almış bir politika izlemesine bakıldığında İngiltere’nin, Rusya’nın jeopolitik hinterlandında argo deyimle çöplenmek istediği imajı oluşmuştu. Bende bu tabloya baktığımda İngiltere ve Rusya arasında bir savaş, mümkün olmamakla birlikte gerçekleşmesi durumunda tam bir ‘MADness (çılgınlık)’ olabileceğini belirtmiştim. MAD, İngilizce, ‘’mutually assured destruction (karşılıklı garanti yıkım)’’ ifadesinin baş harflerinden oluşan bir tabir.

Rusya, 23 Rus diplomatın sınır dışı edilmesine karşılık olarak sadece Britanyalı diplomatları ülkeden çıkarmakla kalmadı, St. Petersburg’taki Britanya başkonsolosluğunu da kapatmıştı. Uluslararası ilişkilerin geniş kapsamlı sonuçlar doğuracak değişiklikleri tetikleyebileceği göz önünde buldurulmakla birlikte Moskova’nın tepkisine bakılacak olursa, Londra’yla yaşanan çatışmanın yakın zamanda biteceğine inanılmıyor ve -tıpkı Britanya yönetiminin yaptığı gibi- çatışmanın keskinleşmesi bekleniyordu.

Birçok gelişme Londra’nın; müttefiklerini de bu çatışmaya dahil etmesine ve ‘Skripal vakası’nı Rusya ile Batı arasında yeni bir krize dönüştürmeyi başarıp başaramayacağına bağlı. Rus yönetimi, tüm tavırlarıyla, Londra’nın meydan okumasına restini çekti. Her iki taraf da bir soğuk savaşın içine çekildiklerinin farkındaydı.

İngiltere’nin Rusya karşıtı siyasi ve ekonomik bir kampanyayı garantiye alma kavgası halen sürüyor. Londra yönetiminin kışkırtıcı çabası, Rusya ile çatışmayı, bir askeri karşı karşıya gelişi de içerecek şekilde tırmandırmak için olayların gidişini uluslararası ölçekte bütünüyle değiştirecek, önemli sonuçları olan bir girişim. İngilizler esip gürlüyor ama diğer taraftan Ruslarla iç içe geçmiş iktisadi ilişkileri de tehlikeye atmamak için çark edebilir. Birleşik Krallıkta ki Rusya karşıtları İngiltere’nin diplomatik yaptırımlarının bir an evvel finansal alanını da içerecek şekilde genişletmesi gerektiği görüşünde. Ama bunu yapmak biraz zor, neden mi?

Çünkü dünyanın en büyük enerji şirketlerinden British Petroleum’un (BP) hali hazırda Rus petrol ve doğalgaz şirketi Rosneft’te yüzde 20 hissesi mevcut. Yani BP Grubu’nun Üst Yönetcisi Bob Dudley, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e son derece yakın bir isim olan Igor Sechin’in başkanlık yaptığı Rosneft’in yönetim kurulunda. İlerleyen dönemde İngiltere’nin Rusya yönelik finansal yaptırımlarının artması BP’nin küresel büyüme ve üretim planların doğal olarak olumsuz etkileyebilir. 600 İngiliz şirketi Rusya’da faaliyet gösteriyor. Yine İngiltere’de 5 bin 800 şirket Rusya’ya ürün ihraç ediyor. Rusya’nın en büyük şirketleri ise küresel sermaye piyasalarına Londra Borsası (LSE) üzerinden erişmeye devam ediyor. Londra Sberbank, Gazprom, Lukoil, Rosneft, Norilsk Nickel, VTB, X5 Retail Group, SISTEMA ve MegaFon gibi 60 Rus şirketi Londra Borsası’nda işlem görüyor.(4)


Buna rağmen korkulan oldu. Londra mahkemesinin, Ukraynalı doğalgaz şirketi Naftogaz`ın lehine sonuçlanan tahkim kararı sonrasında Rus enerji şirketi Gazprom`un İngiltere ve Galler’deki varlıklarına el konuldu. Gazprom’un ayrıca İngiltere ve Galler’de değeri 50 bin doların üzerindeki varlıklarına yönelik bir listeyi de mahkemeye sunacağının kaydedildiği açıklamada, Gazprom’un mahkeme kararını uygulamaması halinde cezai yaptırıma maruz kalabileceği ifade edildi. Merkezi Stockholm’de bulunan Uluslararası Tahkim Mahkemesi bir süre önce verdiği kararda, Gazprom ve Naftogaz arasındaki davayı Ukraynalı şirket lehine sonuçlandırmıştı. Gazprom’un Ukrayna’ya doğalgaz sevkiyatıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmeden mahkeme, Gazprom’un Naftogaz’a 2,56 milyar dolar ödeme yapması yönünde karar vermişti.(5) Londra mahkemesinin kararından bir yıl önce Rus Gazprom şirketi, para cezası ödememek ve beş yıldır süren anti-tröst davasını sona erdirmek için Avrupa Birliği kurallarına uymayı kabul etmişti.

Gazprom, Avrupa Komisyonu’nun rekabet konusundaki haksız fiyatlama kaygılarını çözümleyerek AB kuralları çizgisinde ileriye dönük bir çözüm sağlamıştı. Bu gelişmeyle Gazprom’un verdiği taahhütlerin Orta ve Doğu Avrupa’ya rekabetçi fiyatlarla serbest gaz akışını mümkün kılacağı yorumları yapılmıştı. Küresel cirosunun yüzde 10’unu bulabilecek para cezasından kurtulmak için Gazprom’un verdiği tavizler arasında, uzun vadeli kontratlarda fiyat revizyonu hükümlerinde yapılacak değişiklikler ve boru hattı altyapısının üçüncü taraflarca kullanılmasına ilişkin değişiklikler yer alıyordu.(6)


Rusların bu de facto durumu öngördükleri söylenebilir. ABD ile birlikte hareket eden İngiltere’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları nedeniyle batılı yatırım ortaklarının projelerden çekilmeyi düşünmesinden endişelenen Kremlin, buna karşılık olarak boru hatlarının inşaatını hızlandırmıştı. Rusya’nın en büyük gaz üreticisi Gazprom, hattın yapımını üstlenen İsviçreli Allseas Group’u sıkıştırarak, Karadeniz’in altından Türkiye’ye ulaşması planlanan Türk Akımı hattını bir an önce servise sokmaya çabalıyor.

Bu çerçevede Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın derin sulardaki kısmını döşeme görevini üstlenen Pioneering Spirit gemisi, 3. kez İstanbul Boğazı’ndan geçti. Gemi, Karadeniz’e açıldıktan sonra Türk Akım’ın halihazırda 224 kilometresi tamamlanan ikinci hattının inşasına devam ederek bu hattı Kıyıköy’e ulaştırması hedefliyor. Her biri 15.75 milyar metreküplük toplam iki hattan oluşacak ve toplam kapasitesi 31.5 milyar metreküp olacak Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı ilk defa 2014’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından duyurulmuştu. 930 kilometre uzunluğuna sahip iki ayrı boru hattının ilki Türkiye’ye doğalgaz arzı sağlarken, diğer hat Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak. Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidecek ikinci hattın çıkış noktası için Yunanistan ve Bulgaristan seçenekleri üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Türkiye’ye doğalgaz sağlayacak ilk hat 30 Nisan’da ülke kıyısına ulaşmıştı.(7) Enerji jeopolitiği açısından Türk Akımı Projesi stratejik önceliğe sahip. Çünkü Türk Akımı özellikle Rusya’nın doğal gaz ticareti için oldukça önemli. Türk Akımı projesi 16 milyar metreküplük iki hat üzerinden projelendirilmişti. Bu hatlardan biri Türkiye pazarına yönelik diğeri ise Güney Akımı’nın yerine Güney Avrupa’ya Rus doğalgazını ulaştıracak. ABD ve Avrupa Birliği ile Rusya karşıtı blokta yer almayı kendi güvenliği açısından gerekli gören Ukrayna yönetimini, Kuzey Akımı-2 ve Türk Akımı projesiyle aradan çıkarmaya çalışan Moskova, Avrupa için de enerji koridorlarının çeşitlendirilmesini çıkarları açısından gerekli görüyor.

Türk Akımı projesinde döşenecek doğalgaz boru hattı ile Rus doğalgazının Ukrayna bypass edilerek Karadeniz üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya taşınması hedefleniyor. Daha da önemlisi Rus doğalgazının Türk ve Avrupalı müşterileri, 2019 yılı sonunda güvenilir yeni bir rotaya sahip olacaklar.(8) İngiltere’nin hedefi kim? Rusya mı, diğer Avrupa Birliği Ülkeleri mi, yoksa Türkiye mi?


kafkassam.com'daki Ömür Çelikdönmez'in yazısının tamamını okumak için tıklayınız...

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz