18 Ekim 2018 Perşembe

Devrimci Yön

İran Şiiliği ile Irak Şiiliği arasında çatışma

İran Şiiliği ile Irak Şiiliği arasında çatışma
08 Haziran
00:00 2018

Necef Havzası’nın Irak başta olmak üzere diğer ülkelerdeki Şiiler üzerindeki etkisi, 1979’dan beri kendi ideolojisini Şiilere aşılamaya çalışan Velayet-i Fakih rejimini rahatsız etti. Devletin bütün imkanlarından yararlanan Kum Havzası düşünsel üretimle dünya Şiiliğine yön verme konusunda Necef’in saygınlığına erişemediği gibi Devrim Rehberi Ali Hamaney de Şiiler tarafından Sistani kadar saygın bir taklit mercii olarak kabul görmedi.

Şiiler üzerindeki etki alanını genişletme çabası karşısında Necef Havzası’nı büyük bir engel olarak gören rejim bu havzaya nüfuz etmek için her türlü çabayı gösteriyor. Bu doğrultuda Kum, bölgede açtığı sivil toplum kuruluşları ve dini vakıflar aracılığıyla Şii talebelere burs imkânı sağlıyor, Şii kutsal mekanlarını restore ediyor ve sosyal yardım faaliyetleri yürütüyor. Fakat Necef’in gerek çoğulcu örgütlenme yapısı gerekse zengin ilmi geçmişi ve gündelik siyasete karşı mesafeli duruşu İran’ın başta Irak Şiiliği olmak üzere Arap Şiiliğini, Velayet-i Fakih sistemine angaje etme çabalarına karşı bir direnç noktası olmaya devam ediyor.

Şii siyasi düşüncesi sahasında fikri üstünlük kuramayan İran, Şii gençliğinin mezhepsel aidiyet duygularını kabartarak Iraklı kimliğini geri plana itmeyi amaçladı. Nuri el-Maliki gibi Tahran güdümlü politikacıların Sünni Iraklılara siyaset kapısını kapatması ve milliyetçi kimliğiyle öne çıkan Şii politikacıları pasifize etmesi, İran’ın söz konusu stratejisi kapsamında değerlendirilebilir. DEAŞ gibi örgütlerin ortaya çıkışı İran’ın mezhepsel kimlikler üzerinden kurduğu stratejinin, Şiiler nezdinde kısmi destek bulmasına zemin hazırlasa da Hamaney'in DEAŞ’e karşı seferberlik çağrıları, Ayetullah es-Sistani’nin savunmaya dair fetvası yayınlanana kadar Irak Şiileri arasında karşılık bulmadı. DEAŞ’ın Bağdat’a doğru ilerlediği sırada İran’ın fırsat kovaladığının farkında olan Ayetullah es-Sistani, Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin ziyaret talebini “konuşmak için mi geliyorsun dinlemek için mi geliyorsun?” diyerek manidar biçimde reddetti. Sistani, Süleymani’nin “kutsalları savunmak” adına Irak’ta bulunduğuna dair söylemleri kabul etmekle beraber, Tahran’ın Irak içişlerine karışmasından Necef’in rahatsızlık duyduğunu Hamaney’e iletmiştir.

Irak'taki İran nüfuzu ve Sadr farktörü

Bununla birlikte Necef, Velayet-i Fakih rejiminin Bedir Örgütü, Asaib-i Ehli Hak ve Ketaib Hizbullah gibi Şii milis güçlerini Haşdi Şabi çatısı altında toplayarak Irakt’ta kendi stratejik çıkarları doğrultusunda kullanmasına engel olamadı. Tahran kendi ideolojik çizgisinde hareket eden bu oluşumları, Irak’taki siyasi entegrasyon sürecine dahil ederek ülke üzerindeki nüfuz ve etkinliğini kalıcı hale getirmek istiyor.

Ancak İran sahadaki etkinliğini, Irak’taki siyasal sürece taşıyamıyor. Nitekim son yıllarda İran destekli siyasi partiler, Irak seçimlerinde istediği başarıyı elde edemedi, üstelik İran’ın giderek artan müdahaleci tavrı Iraklı Şiilerin bile tepkisine yol açtı. “Ne İran, Ne Amerika” sloganıyla İran ve ABD karşıtı bir retorik benimseyen Mukteda es-Sadr önderliğindeki Sairun ittifakının Irak 2018 genel seçimlerinde galip gelmesi Tahran’ı endişelendi. Bir zamanlar İran müttefiki olan Sadr, Haşdi Şabi milis gücünü temsil eden Fetih Bloku'nu İran işbirlikçisi olmakla suçlayarak laik ve hatta komünist partilerle ittifak kurmayı tercih etti. Bununla birlikte seçimden önce İran’ın, Irak’ta “Şii-laik ittifakına izin veremeyiz” şeklindeki açıklaması bir taraftan Tahran’ın müdahaleci politikasını açıkça ortaya koyarken diğer taraftan da Bağdat’ta Tahran çıkarlarını gözetecek bir hükümet kurulması için çabalarını sürdüreceğini gösteriyor. İran’ın tahripkâr müdahalelerinde ısrar etmesi ve buna karşı milliyetçi Şii tabanın direnmesi durumunda bölgedeki mezheplerarası çatışmanın yeni bir tür mezhep içi çatışmaya -Velayet-i Fakih taraftarı Şiilerle onlara karşı olanlar- dönüşmesi muhtemeldir. Bu noktada İran karşıtlığıyla yükselen Mukteda es-Sadr hareketi önem kazanıyor. Zira şu an 88 yaşında olan Sistani sonrası Necef’te oluşacak otorite boşluğu göz önüne alındığında, Irak’ta Tahran’ın nüfuzunu genişletme çabalarına karşı, Sadrcılar tek önemli direniş noktası olarak öne çıkıyor.

ANADOLU AJANSI'NDA YAYINLANAN YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN...  

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz