22 Temmuz 2018 Pazar

Devrimci Yön

İran’da Su İtirazlarının Altında Yatan Nedenler

İran’da Su İtirazlarının Altında Yatan Nedenler
04 Temmuz
00:06 2018

Geçtiğimiz günlerde İran’dan gelen karelerin tamamına yakını halkın sokaklara inmesi ve protestolarla ilgiliydi. Başkent Tahran başta olmak üzere birçok büyük şehirde esnaf ekonomik sıkıntılara ve döviz istikrarsızlığına tepki olarak kepenk kapattı. Ardından ülkenin diğer ucunda petrol ve doğalgaz memleketi körfeze komşu kentlerde halkın su sıkıntıları nedeniyle sokaklara inmesi İran gündemine damgasını vurdu. Sistemin su gibi en temel ihtiyaçları karşılamakta başarısız olması ve halkın bu taleplerine silah ve orantısız güç kullanarak karşılık vermesi İran’ı tanımayanlar için kafa karıştırıcı olabilir. Öte yandan bölgenin siyasal, toplumsal ve etnik özelliklerini incelemeden sağlıklı bir cevaba varmak da olası gözükmüyor. Bu yüzden son günlerde başta Hürremşehr ve Abadan şerhleri olmak üzere İran’ın güney bölgesinin özelliklerini dikkate alarak durumu inceliyoruz.

 

Su İtirazları ve Etnik Kimlik Mücadelesi

İran’ın İSNA haber ajansının açıkladığı verilere göre, yapılan değerlendirmeler sonucunda bu yıl 34 milyon kişinin su sıkıntısı ile karşı karşıya kaldığı ve bunların 17 milyonunun durumunun kırmızı (had) safhada olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu araştırmada, içinde bulunduğumuz yaz mevsiminde başta İsfahan ve Yezd vilayetleri olmakla birlikte İran’ın kuzey-doğusunda bulunan Meşhed’den güney hatta olan Bender Abbas’a kadar ciddî bir su krizinin beklendiği vurgulanırken, itirazların patlak verdiği Huzistan vilayetinin Hürremşehr ve Abadan şehirleri bu listeye alınmamıştır. Bu durum ise, ağır olduğu kadar da düşündürücüdür.

Huzistan’ın farklı şehir ve köylerinden sık sık gelen su zehirlenmesi haberleri ve hükümetin neredeyse umursamaz davranışı, olayın yalnız teknik meselesi olmadığını, aynı zamanda diğer şehirlere göre bu bölgeye bakış açısının farklı olduğunu da göstermektedir.

Böyle ki bölge nüfusunun önemli çoğunluğunun Araplardan ve Sünnilerden oluştuğu, hükümetin sorunları çözme konusundaki önceliklerini belirlemesinde önemli bir faktör olarak rol oynamaktadır.

Hürremşehr ve Abadan verimli topraklara, petrol ve doğalgaz gibi zengin kaynaklara sahiptir. Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin “Kutsal Savunma” olarak tanımladığı 8 yıl süren İran-Irak savaşının ön cephesi sayılan ve hatta bir dönem Irak ordusu tarafından işgal edilen bu iki kent, devletin siyasî propagandaları arasında önemli yer tutmaktadır. Fakat gel gör ki, ciddî ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya olan bölge halkının içme suyu gibi en temel hayati ihtiyaçları bile karşılanmamaktadır. Diğer yandan yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen, hala savaş tahribatını şehrin simasında görebilmenin getirmiş olduğu soru işaretleri, hükümetin bu bölgeye öncelik vermesi için herhangi bir programa ve hatta motivasyona sahip olmadığı algısını oluşturur.

 29 Haziran 2018’de başlayan protestolarda atılan sloganlar, öne sürdüğümüz iddiaların anlaşılır hale gelmesinde yardımcı olacaktır. Sloganların çoğunun Arapça olması dikkat çekicidir. Aynı zamanda “Din adı altında bizi yağmaladınız” sloganı, şehrin yok sayılmaya çalışılan Sünni ahalisinin bir haykırışı gibi değerlendirilmektedir.

İran dışında faaliyet gösteren ve muhalefete yakın olan medyaların protestoları bu açıdan görmezden gelmesi, Fars olmayanlara karşı değişmez bir tavırdır. Bu sansürcü, taraflı ve inkarcı bakış açısının haberciliğe egemen olması, itirazların su sorununu dışında başka etniksel ve mezhepsel sorunları kapsadığı gerçeğini değiştirmez.

İran’ın birçok kentinde halkın benzer sıkıntılarla karşı karşıya olmasına rağmen, Araplara destek verilmemesi de bir hayli düşündürücü.

Huzistan vilayetinin merkezi ve Arapların çoğunlukta olduğu Ahvaz şehrinde, protestolara yalnız Arap mahalleleri katılmıştır.

Tebriz Araştırmaları tebaren.com'da yer alan Gazeteci Taha Kermani'nin yazısının tamamını okumak için...

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz