16 Aralık 2018 Pazar

Devrimci Yön

Suriye’deki Şiileştirme operasyonu Halep’ten başladı! / Hüda Hüseyni

Suriye’deki Şiileştirme operasyonu Halep’ten başladı! / Hüda Hüseyni
14 Eylül
00:00 2018

Suriye rejiminin Cumhurbaşkanı Beşşar Esed, kritik günlerden geçiyor. Beşşar Esed, kendine bağlı güçlerin güneye yeniden hâkim olmayı başarmasının ardından Suriye’deki egemenliğini genişletmeye devam ediyor. Esed güçlerinin İdlib’i ele geçirmesinin yani Suriye’nin merkezinde büyük nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerde isyancıları etkisiz hale getirme operasyonundaki son aşamanın ve onları Şam, Halep ve Humus’tan kırsal kesimlere doğru çıkartmasının sembolik bir önemi var. Suriye’nin tamamı istikrara kavuşmadan önce bile Şam bölgesine hâkim olmak, Suriye rejimine iç meselelerle ilgilenmesi konusunda çabalarını hızlandırma imkânı verecek.

Esed’in ele alması gereken acil iç meselelerden birisi, Suriye’de Şiiliğin yayılması konusudur. Bu mesele, Suriye hükümetinin laik kurumlarına doğrudan bir tehdit teşkil ediyor. Dolayısıyla bu, Suriye yönetimi için büyük bir endişe kaynağı olmalıdır. Esed’in stratejik bir ortak olarak İran’ın vizyonuna göre hareket ettiği siyasi, askeri ve iktisadi destek bakımından Tahran’a güvendiği bir gerçek. Bu gerçeğe rağmen Suriye yerel medya organlarının konuşmakta tereddüt etmediği endişe verici raporlara ve Suriye’deki Şii din kültürünün yerleştiğiyle ilgili bilgilere bakıldığında, Esed rejiminin Suriye’deki İran varlığını sınırlamak istediği konusunda hiç şüphe yok.

Suriye yönetimi, bu gerçeğin boyutunu anlamaya başladı. Bazıları, bu meselenin şu ana kadar ortaya çıkandan daha büyük olduğunu düşünüyor. Yöntem açık ve net: Vatandaşları silah altına almak için halk desteğini elde etmek ve onları Şiileştirmek. Suriye medya organları, İran’ın Suriye’nin farklı bölgelerinde klinik, saha hastaneleri ve yardım organizasyon ofislerinin yanı sıra dini okullar ve Hüseyniyatlar inşa ettiğini açıklıyor. Suriye’deki Yüksek Kabile Konseyi’nden(Suriyeli Aşiretler ve Kabileler Yüksek Konseyi) yayınlanan bir bildiriye göre İran’ın yoksul ve eğitimsiz halka yoğunlaştığı ve onlara yardım etmek, Şii milislere katılanlara 300 ila 800 dolar arasında maaş ödemek suretiyle yoksul halkı yanına çektiği belirtiliyor.

Başka bir rapora göre İran Devrim Muhafızları, Şam’ın kuzeybatısı ve Deyr-i Zor’daki çocukları silah altına almak için Suriye’de 6 askeri üs inşa etti. Silah altına alınanlardan birisi, bir Şii din adamının bölgede dolaşıp eğitim kamplarına katılan çocuklara verilecek yemeğin yanı sıra kendilerine 300 dolar maaş ödemeyi vaat ettiğini ifade etti. Çocuklar, kamplarda ideoloji, din ve hafif silah eğitiminin yanı sıra Sünnilere ve Körfez ülkelerine yönelik propagandanın yer aldığı 40 günlük yoğunlaştırılmış kursa tabi tutuldular. Tahminlere göre bin çocuk silah altına alındı. Fakat bu bilgiler, doğru olmayabilir. Çünkü rakam, bundan çok daha büyük.

Yerel tanıklara göre el-Meyadin ve Ebu Kemal kasabalarından 250 çocuk, Farsça dilini ve Şii fıkhını öğrenmek için İran okullarına kayıt yaptırdı. Ayrıca Kudüs Güçleri, el-Meyadin’de askerlik merkezi kurdu. Zira kötü yaşam şartlarından dolayı onlarca genç buraya katıldı.

Yoksul, eğitimsiz ve genç kesime bakılmaksızın İran, diğer önemli bir kesime yoğunlaşmaya başladı: Bekâr ve dul kadınlar. Şöyle ki İran, evlilik yoluyla diğer ülkelerden gelen paralı askerlerin ve rejim askerlerinin sempatisini kazanmaya çalışıyor. Kadın ve erkek arasındaki anlaşma aracılığıyla evlilik kanunu çıkarılıyor ve bu anlaşma kanunen zorunlu. Farklı raporlara göre Suriye’de bu anlaşmalara izin veren 20 gizli ofis bulunuyor. Ofisler, bu yöntemi büyütmeyi hedefleyen Şii milisler tarafından yönetiliyor. Bu raporlara göre İran, sahih İslam dinine göre evlenecekleri vaadiyle kızlarını bu tür evlilik ofislerine göndermeleri için aileleri ayartıyor. Daha sonra kızlar, ailelerinden ve akrabalarından uzak bölgelere gönderiliyor.

Kudüs Gücü, Suriye’deki Şiiliği pekiştirmek için genişleyen ve hızla büyüyen dini savaşta bütün kaynakları kullanıyor.

Diğer yandan Hizbullah, insanlar arasında Şii düşüncesini yaymak için Dürzîlerin yaşadığı Güney Suriye’deki otoritesini kullanıyor. Suriye’de savaşın patlak verdiği günden bu yana Dürzî halk, katı mali şartlardan dolayı sıkıntı çekiyor. Yerel kaynaklar, Hizbullah’ın bu zorlukları istismar ettiğini iddia ediyor. Genel bir kural olarak yabancı Şii milislerin gerçek varlığıyla hızlı Şiileşme arasında doğrudan bir ilişki var. Şii güçlerin olduğu her yerde Suriyeli halk, Şiiliğe teşvik edilecek.

Tüm bunlar, dürüst şeyler değil. İranlılar, her şeyi planlıyorlar ve hesapları detaylıca yapıyorlar. Onlar, Suriye’deki en zayıf halk oluşumlarından yararlanmak için hileyi kullanıyorlar. Ayrıca rejimin bu duruma karşı göz yummasını istismar ediyorlar.

Bir süre önce Ulusal İran Muhalefet Konseyi, doğrudan dini lider Ali Hamaney’in ofisinin kontrol ettiği din ve eğitim kurumları şeklinde çalışan Suriye’deki merkezler hakkında bir rapor yayımladı. Yani Suriye’yi Şiileştirme hareketi, İran’daki büyük plan yapıcıların bir hedefidir. Onlar, kültürel işgalin Suriye’de güçlenmek için önemli bir etken olduğunu düşünüyorlar. Askeri ve ekonomik alt yapıyı sağlamlaştırmanın yanı sıra dini açıdan güçlenme, Esed’e net bir mesaj iletiyor: Biz burada kalıcıyız.

Ali Hamaney ve Kudüs Gücü komutanı General Kasım Süleymani’nin Suriye’deki varlıklarını uzun süre devam ettirmek için ciddi planları var. İran, mümkün olan bütün yöntemlerle bölgesel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırmayı sürdürüyor.

Şam’daki Başkanlık Sarayı’nda ise kritik anlar yaşanıyor. Çünkü Esed’in kendi rejimi istikrara kavuştuktan ve daha da güçlendikten sonra geçmiş yıllarda göz ardı ettiği şeyleri görmezden gelmesi mümkün değildir. İran’ın yerel halka karşı dini faaliyeti, Suriye’nin egemenliğini yok eden yasa dışı büyük bir suç mesabesindedir. Bunun için Suriye Cumhurbaşkanının net bir cevap vermesi gerekiyor. Emevilerin başkenti Şam, Suriye’deki Şiileştirme girişimlerine tolerans göstermeyecektir. Çeşitli raporlar, Esed’in Halep’teki Basira okulunun kapatılması için yetkililere talimat verdiğine işaret ediyor. Zira on binlerce insan bu okulda Şiilik’in ilkelerini okudu. Ayrıca gözlemciler, bunun Şam ve Tahran arasındaki çıkarların ince dengesi konusunda önemli bir adım olduğunu, ancak yeterli olmadığını söylüyor. Süleymani’nin, Esed güçlerinin hâkim olduğu bölgelerde Şii ideolojisini yayma cesareti, Suriye rejim yetkilileri için bir uyanma çağrısıdır.

Suriyeli vatandaşlar, kanlı ve yıkıcı savaşlardan usandı. Kimin sağladığına bakmaksızın normal bir ortam arıyorlar. Devam eden savaşta en büyük bedeli ödeyen, Suriye halkıydı. Bu halk, Suriye’de Esed ile muhalifler, Irak-Suriye sınırında İran ile DEAŞ ve Suriye-Türkiye sınırında ise Kürtlerle Türkiye arasındaki savaşlar aracılığıyla ülkedeki iç iktidar çatışmalarında hep ikinci plana atıldı. Tahran, tüm bu grupları Suriye yönetiminin istediği “danışmanlar” olarak isimlendirmekte ısrar etse de, Devrim Muhafızlarının yanı sıra çeşitli milislerle İran ve Rusya’nın Suriye’deki rolünü unutmamalıyız.

Suriye halkı, bunların hepsinden çok sıkıntı çekti. Fakat bugün daha önemli bir savaşta Suriye halkını bekliyor. Bu savaş, hala Arap kimliğinin merkezi olarak bilinen Suriye’nin kimliği için mücadele etmektir.

(KAYNAK: Şarkul Avsad)

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz